|
:: Çiğdem Pansiyon
::
Fethiye
:: Ziyaretçi
Defteri
:: Ziyaretçi Fotorafları
:: Fiyatlar ve
Uygulamalarımız
:: Rezervasyon
:: İzci Kampı
::
Fethiye Kültürü
::
Hakan Özoğlu
Tatil Anıları
::
Halil Ünal
Tatil Anıları
:: English
|

SAFRANBOLU’DAN FETHİYE’YE
Bizim için tatil
Safranbolu’daki evimizden çıktığımızda başlamıştı
bile. Eşim Meliha,çocuklarımız Özge ve Murat Can’la birlikte yaptığımız
plana göre yol üzerindeki tarihi ve tabii güzellikleri gezerek,
güzergahımız
üzerindeki dostlarımızı ziyaret edip Fethiye’ye ulaşacaktık.
Öyle de yaptık. Çok zevkli bir yolculuktan sonra Çiğdem Pansiyon’a
ulaştık.

Necdet Bey, eşi Ayşe Hanım, çocukları
Çiğdem ve Mehmet’le sanki yıllardır
tanışıyormuşçasına hemen kaynaştık. Yol yorgunluğuna aldırmadan
gece pansiyondaki diğer konuklarla birlikte Çalış’a gezmeye
gittik. Cıvıl cıvıl bir sayfiye yeri ile karşılaştık. Sahilin hemen
yanında cafeler, lokantalar, alış veriş merkezleri, bar ve çay
bahçeleri,
neşe içinde insanlar, insanlar ….
Çalışta, kıl çadır denilen yere
geldik. Yer minderleri üzerine oturup
türkü dinlemeye başladık. Saz çalan 3 genç yurdumuzun her
yöresinden türküler söylüyorlardı.Bazı türkülerde, hüzünlendik,
hareketli türkülerde oynadık.
Geç vakit pansiyona geri döndüğümüzde
pansiyonda kalan bir çok
arkadaşın tekne turuna çıkacağını öğrendik.Bizde tekne turuna
katılmaya karar verdik.

Ertesi gün tekneyle Fethiye’ den 12
adalar tekne turuna çıktık.Çevrenin
güzelliği ve denizin maviliği harika. Her şey geride kalmış, dört
bir yanımızı saran maviliğin içinde ilerlemeye başladık. İlk durağımız
yassıca
adalar oldu.Kaptan bir saat yüzme molası olduğunu söyleyince hemen
denize
girdik.Deniz temiz ve sığdı.Yüzme bilmeyenler bile bu sığ yerde denize
girdi.

Teknemiz de 80 kişiden fazla kişi
vardı. Kaptan hareketli müziği başlatınca
gençler oynamaya başladı.Sonra hepimiz katıldık.Göben koyu ve Tersane
adasından sonra öğle yemeği molası verildi.

Öğle yemeğinde balık,tavuk ve köfte
vardı. Biz balık tercih ettik. Yanında
makarna,salata ve karpuz verdiler. Denizin ortasında öğle yemeği güzel
oluyor.Tarihi Klopatra Hamamının bulunduğu adaya geldik. Kraliçe
Klopatra
ağzının tadını biliyormuş. Taa Mısır’dan gelip buraya hamam
yaptırmış.Hamamın
yıkıntıları içinde yüzdük. Burada Necdet Beyin oğlu Tarzan gibi ipte
sallanarak
denize atladı. Biz de durur muyuz Oğlum ve diğer arkadaşlarla ipte
salanarak denize atladık.Heycanlandık ve eğlendik.

Sonra Bedri Rahmi, koyuna vardık.
Denizde yüzdükten sonra Bedri Rahmi üstadın
1974 yılında yağlı boya ile bir kayanın üzerine çizdiği resmi
baktık.Üstat
bu resmi çizerken yanında Halikarnas Balıkcısı da varmış.
Tekne turumuzun son durağı Kızıl ada oldu. Yüzmeye ve tekneden denize
atlamaya devam ettik.

Havuz kenarında nefis bir
kahvaltıdan sonra Necdet Beyin kızı Çiğdem,
arkadaşı Aslı ve birkaç aile ile dolmuşa binerek Katrancı Plajına
gittik.Katrancı Çam ormanları ile çevrili denizi güzel ve çocuklar için
kaydırak bile var. Gölgede oturup denize girebiliyorsun. Koydaki su
kaydırağı
çocuklardan çok biz büyüklerin oyuncağı olmuştu. Defalarca
kaydık, çocuklar gibi şendik.
_small.jpg)
Üçüncü günümüzde kahvaltıdan sonra
Günlüklü Plajına Gittik.Günlük
Ağaçları muhteşem. Günlüklü aynı zamanda Çadırlı kamp alanı.Yurdumuzun
dört bir yanından gelen vatandaşlar cadır kurmuşlar. Cadırları günlük
ağaçları
sayesinde hiç güneş görmüyor. Günlük ve çam ağaçlarından gökyüzünün
görünmediği bir piknik alanı keyfimize keyif kattı. Gönlümüzce Büfe,duş
tuvalet ,lokanta gibi yerler mevcut Denizde yüzüp keyfimizce mangal
yakıp, piknik yaptıktan sonra akşam üzeri Göcek’teki marinaya gezmeye
gittik. Marinada demirli yatları, tekneleri seyretmek ayrı bir keyifti.
Ama
herhalde onlardan birisine sahip olmak daha güzel olurdu. Eşim ve
çocuklarımla bir gün sahip olacağımız küçük de olsa bir tekneyle oraya
denizden gitmenin hayalini kurduk. Kim bilir belki bir gün bu hayalimiz
gerçek olur.

Akşam Dinar’daki arkadaşlarımız Faruk, eşi Rukiye, çocukları Ceyhun ve
Meryem
de bizim ısrarlı davetimiz üzerine Antalya’daki tatil yerlerini bırakıp
hem birlikte
tatil yapmak, hem de bizim görüp çok beğendiğimiz yerleri görmek için
pansiyonumuza geldiler. Bütün gün pansiyonun havuzunda yüzüp sohbet
ettik ve güneşlendik. Okey ve kağıt oynadık. Akşam Çalışa çadıra gidip
eğlendik.

Faruk’larla birlikte Ölüdeniz’e gittik.
Bu tabiat harikası yer hepimizi büyüledi.
Havuzu andıran durgun denizi, kumları ve milli park olarak korunan diğer
güzelliklerine hayran kaldık. Dönüşte uğradığımız Kaya Köy ise ayrı bir
güzellikti.
Taş evleri, Arnavut kaldırımlı dar sokakları; yıllardır birlikte barış
içinde
yaşadığımız ancak ateşle imtihan edildiğimiz yıllarda (Birinci Dünya ve
Kurtuluş
Savaşlarında) silahlanıp karşımıza dikilmelerinin sonucu göç ettirilen
ayrı bir
kültüre sahip insanlara ait kalıntıları incelerken tarif edemediğimiz
garip
duygular sardı her birimizi.
_small.jpg)
Fethiye’den ayrılmadan önceki son günümüzde Faruk’larla birlikte daha
önce gidip çok eğlendiğimiz Katrancı Koyu’na tekrar gittik. Kaydırak
keyfini,
mangal sefasını yeniledik.

Dönüşte pansiyonun havuzunda gençlerle
su topu oynadık. Skoru
hatırlamıyorum,zaten hiç kimse de skor peşinde değil eğlenmek
için oynuyordu. Yalnız oğlum Murat Can’ın Mehmet ve Faruk’la yaptığı
mücadele görülmeye değerdi. Buraya geldiğimizde yüzmeyi yeni yeni
öğreniyordu. Tatilimizin sonlarına doğru havuzda ve denizde çok
rahat yüzebilecek bir duruma geldiği gibi su topunda büyüklerinden pas
çalabilecek kadar mücadele de edebiliyordu.
01 Temmuz 2005 Cuma günü geri
dönüş için ayrıldığımızda arkamızda
yeni yeni dostluklar, daha da pekiştirilmiş eski dostluklar ve çok hoş
geçirilmiş bir tatilin anıları bırakmıştık. Biz ailecek tatile genelde
değişik
yerlere gitmek isteriz. Ancak buradaki sıcak ortam, kurulan dostluklar
ve diğer
güzellikler nedeniyle Çiğdem Pansiyon’da tekrar tatil yapabilmeyi dört
gözle
bekliyoruz.
gofethiye hotelsinfethiye
Halil ÜNAL
Safranbolu Sağlık Meslek Lisesi Müdürü
unalhalil@mynet.com |